Çarşamba, Temmuz 15, 2009

Su, Deniz, Dalga, Malga... İncik Boncuk

Türkiye'de İstanbul'da yaşıyorsanız ve Boğaz'ın gecesini gündüzünü seviyorsanız, neler olur neler olmaz, bakın!

"Afiyet olsun demekle, deniz suyu içilmez.", "Deniz bir padişahtır ki, söz dinlemez.", "Deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız olmaz, okul falakasız olmaz." "Deniz dalgasız, güzel sevdasız olmaz."

Boğaz'ın gecesi... Gecenin dalgası... Dalganın rengi...

İncik boncuk deme... Takı makı deme... Kimi inci ayıklar, kimi bir lokma ekmek sayıklar...

Cumartesi, Temmuz 11, 2009

Parça ve Bütün

Birbirlerine bağlanmış nesnelerde, nesneyi ve bağlantıyı dile getiren iki terimdir parçayla bütün.
Diyalektik maddeci düşünce ya da diyalektik materyalist felsefe, bu iki terimi birlikte ele alır. Bu düşüncenin bu kavramlara yaklaşımı, metafizik ve düşünceci (idealist) felsefenin yaklaşımından farklıdır.

Bağımlı, bağımsız...

Metafizik bütünü parçaların toplamı sayar ve parçalarda olmayanın bütünde de olmayacağını ileri sürer. Düşüncecilikse, bütünü parçaların toplamından büyük saymış ve onu ruhsal bir öz olarak tanımlamıştır.
Her iki varsayımın büyük yanılgısı, ilkin, bu kavramlara yaklaşırken canlı ve cansız, soyutla somut, bağımlıyla bağımsız ayrımlarını gözönünde tutmamakla başlar.

Somut, soyut...

İkinci olarak bütün, parçaların niceliksel bir toplamı değildir; bundan ötürü de bütünün özellikleri parçalarının özelliklerine indirgenemez. Üçüncü olarak bütünle parçalarını karşılaştırmak değil, onları diyalektik ilişkileri içinde ele almak gerekir.

Parça ve bütün...

Parçalarının bilgisi edinilmedikçe, bütün; bütünün bilgisi edinilmedikçe, parçalar anlaşılamaz. Cansız bütün birbiriyle kaynaşmış bir nesneler biçimidir. Canlı bütünse, kendisini oluşturan nesnelerin bir bağlantı biçimidir. Soyutla somut, bağımsızla bağımlı arasındaki ayrımlar da bu temel ayrıma dayanır.

Konuyu bilenler, bu yolculukta, düşünceciliğin büyük ustası Hegel'e de uğranacağını çoktan anlamıştır bile.

Pascal Bana Demişti ki...

Böyle bir görüntüyü yaşamını boyunca kaç kez gördünüz?

Ey gerçeği yalnız aklıyla aramaya kalkan... Sonun ne olacak?
Ne sen bu felsefelerden geçebiliyorsun, ne de onlar sana gereken karşılığı verebiliyorlar. Ey kendini beğenmiş insan, öyleyse, kendi benliğinin senin için nasıl bir aykırılık olduğunu bil! Ey beceriksiz akıl, zavalılığını anla! Ey budala doğa, sus! Yüreğin öyle nedenleri vardır ki, akılda bunları kavrama gücü yoktur. Bu duruma bin kez tanık olmadın mı?

Cuma, Temmuz 10, 2009

Okumak İçindir

Her okuyuşta değişiveriyor...

"Düşünüyor, öyleyse var" mı?